|
|
|
Yazarımız Şeref Yılmaz'ın yeni kitabı "Umre Değen Sözler" 1 EYLÜL'DE KİTAPÇILARDA!

|
|
12 EYLÜL ERGENEKONDAN ÇIKIŞ İÇİN SON ÇAĞRI - SEÇKİN KİTAPÇILARDA!
SİPARİŞ VERMEK İÇİN TIKLAYIN

|
|
Temrin Dergisi Toprak Özel Sayısı |
|
|
|
|
Aylık düşünce ve edebiyat dergisi Temrin, yaza özel sayı ile girdi. “Edebiyatımızda ve Medeniyetimizde Toprak” isimli 27/28. özel sayı, bayilerde ve seçkin kitapçılarda yerini aldı. İnternet kitapçılarında da satışı yapılan dergi oldukça ilgi çekiyor. Toprak metaforunun çağrışımlarını, anlamlarını ve yorumlarını alanında uzman insanlara yazdıran dergi, arşivlerdeki yerini şimdiden almaya başladı. Daha önce üç özel sayı yayımlayan dergi, bu özel sayısı ile ilk kez hacminin de üzerine çıkarak yeni bir başarıya imza atmış bulunuyor. Aylık altmış sayfa yayımlanan derginin bu sayısı yüz yirmi sayfa… Hacminin iki katı olan özel sayı Temmuz ve ağustos aylarını kapsıyor. Toprak özel sayısı ile insanın yaratılışına dikkat çeken dergi, “toprağın mütevazılığın sembolü” olduğunu söylüyor. İlahiyat, felsefe, edebiyat, tarih gibi alanlarda uzman insanların nitelikli yazılarına yer veren dergi, konuya ilgi duyan kimseler ve özel sayı koleksiyonerleri için bulunmaz bir fırsat sunuyor.
Ayrıntılı bilgi için, www.temrindergisi.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

|
|
Berat Demirci İle Eskimeyen Kitapları ve Yeni Kitabı Üzerine... |
|
|
|
|
konuşturan: Hüseyn KAYA az edebiyat dergisi, 7. sayı, haziran 2010
— Deneme türü bazı kaynaklarda yazarın kendi kendisiyle hasbıhali olarak tanımlanıyor, sizi sizinle hasbıhal ettiren sebepler nelerdir?
Döne döne “Kendi efkârımla okuryazarım!” deyişime de uyuyor sizin aktardığınız tanım. Ancak “deneme” kelimesi deneme tarzının ağırlığını ifade edemediği için midir bilinmez, bu türe mensup sayılan çoğu yazı “devran havadisi” ile meşgul. Usul açısından, zaman boyutunda geçmiş-bugün-gelecek ve mekân boyutunda mahallî-millî-evrensel dairesini sağlam kurmaya çalışıyorum; doğru kendi kendime konuşuyorum, ayna olmaya ve yansıtmaya çalışıyorum. Bazı edebiyat otoriteleri, yazdıklarım konusunda fena halde ahkâm kesiyor. “Şu yazı iyi olmuş da, bunu anlamadık!”, “Bu yazı zamanında yazılmalıydı!” gibi zamane tenkitleri yahut “Hangi türe sokacağız bu yazıyı?” sadedinde gerilenler… Hiçbir art niyetleri yok biliyorum ama yorulduklarına değmez; çokça görünmek, edebiyat ortamlarınca bilinmek umurumda değil; özellikle namlı kalemşorların böyle zahmetlere girmeleri beni mahcup eder, zaten kimseye mukabelede bulunacak basın yayın çevrelerinde de değilim. Gelenekten inhirafım yok; birilerine kendimi anlatmak, kabul ettirmek derdine düşecek ne zamanım var, ne niyetim, ne de enerjim. Yazarken deneme türünde yazıyorum gayretiyle de yazmadım, deneme dediler, desinler; ama demeseler de olur. Bir türün alışılagelmiş sınırlarının içine sığmak zorunda olmadığımı düşünüyorum. Donanmaya yazılan yahut donanmaya yazılmak için artistik patinaj yapanlardan değilim; korsanım. Hadi bir de “Bize Hayreddinli derler!” mısraını da ilave edeyim de ben sizin bildiğiniz korsanlardan değilim demiş olayım; korsanlığıma azıcık şerh olsun.
—Önce şiirde, sonra hikaye ve romanda bilhassa son yirmi yılda çeşitli arayışlar, bulanıklıklar yaşandı ve ardından sanki daha popülist, sığ, günübirlik tüketime yönelik ürünler ve bunların yayıncıları ortaya çıktı. Belki cumhuriyet sonrası dilde yaşadığımız kırılmanın bir neticesi şu an içinde bulunduğumuz durum lakin deneme türü biraz daha bu kırılmadan diğer türlere göre az etkilendi gibi. Deneme türü de bu tarz bir tenakuzu yaşayacak mı ya da yaşıyor mu?
|
|
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 - 2 |